Mom-Baby-final copyDiyeceksiniz ki hooop daha karnında ve sen şimdiden anne yaptın kızı :D Evet :D Geçen gün yüzerken (Her cinslik de aklıma yüzerken gelir. Türk’ün aklı tuvalette çalışırmış ama benimki havuzda/denizde çalışır) aklıma geldi bir anda hayal kurdum. Onunla yapacağım konuşmanın hayali… Şöyle:

Ah benim güzel kızım.. Bilsen öyle şanslısın ki.. Bizim zamanımızda bırak tüm hastahanelerin anne-bebek dostu olmasını, bir tane bile anne bebek dostu hastahane yoktu Türkiye’de.. Doktorlar (elbette bir kaç istisna dışında) herkesi önce sezeryana yönlendirirlerdi. Evet şaşırma! O zamanlar gebe çok, doktor mu azdı, yoksa gözlerini para mı bürümüştü haddinden fazla doğum almaya çalışırlardı bilmiyorum; bu sebeple de doğum saatleri/ günleri planlanırdı ve anne adayına bebeğin karnından çıkarılma ameliyatı için randevular verilirdi. O zamanlar fazla anne adayı bilmezdi, gerçekten sebep “tıbbi bir gereklilik” mi, çok azı bir başka doktora daha gidip sorardı. Çok arkadaşım vardır sonrasında benim gerçekten sezeryan olmam şart mıydı diye soran, içinde şüpheler kalan.. Sezeryandan sonra ikinci çocuğunu eğer belli şartlar varsa normal doğurabileceği bile bilinmezdi. Herkes ikinci sezeryan olur sonra da “ilki sezeryandı çünkü benim derdi”.. Kiminin belki de bahanesiydi bu, zaten kolaya kaçmak istiyor, doğurmak değil, ameliyatla alınmasını istiyordu; kimi de gerçekten bilmediğinden, hiç araştırmadığından… Bir kere genel olarak normal doğum yapanlar taktirle karşılanırdı, hele hele epidural vs istemiyorum dendiğinde tuhaf tuhaf bakılırdı, aklından zorun mu var denirdi, nedenini bilmezlerdi, bilmek için sormazlardı bile.. “Kafayı yemiş” demek daha kolay ne de olsa.. Böyle herkes doğal doğum yapmaya çalışmazdı o zamanlar. En sezeryan istemeyeni epiduralli normal doğum yapardı. Doğal doğum çok yaygın değildi, doktorların da çok işine gelmiyordu belki de bebeğin gelişine, gelme zamanına saygı göstermek, beklemek, sabretmek.. Diyorum ya vakit nakit tabi… Sonra kuzum o zamanlar böyle eğitim seviyesi yüksek ebeler bir elin parmaklarını geçmezdi, hatta onlarla sadece victory yapabileceğin kadar parmak sayısındaydılar neredeyse.. Bir sürü tıbbi müdahale rutin olarak yapılırdı ve çoğu anne adayı bilmezdi avantajları neler dezavantajları neler.. Doktora %100 teslimiyet vardı. Doktorun benimki gibi iyi bir doktorsa güvenirdin bilirdin en azından “tıbben gerekmedikçe” bir müdahalenin olmayacağını.. Zordu güzelim bizim zamanımızda yaw.. Rutin müdahalelerin yapıldığı, rutin sezeryan ameliyatlarının tercih edildiği dönemde, doktorunla ayrı görüş, hastanelerle ayrı görüş (hastahanenin rutin prosedürünü öğren, bebek doğduktan sonra yapılan rutin müdahaleleri öğren ve gereksizlerinden bebeğini korumaya çalış, eğer sağlıklıysa, tıbbi bir gereklilik yoksa yani, onu yanından ayırmamak için hastahaneyi ayrı sorgula, prosedürünü öğrenmeye çalış; doktorunla ayrı konuş, kafasını şişir “canım doktorum ben bunları istiyorum tıbben bi gereklilik yoksa lütfen beni destekle yardım et bana, orada patron sensin çünkü” de.. Zordu zor..

Bunları Okumuş muydunuz?

Leave a Reply