2-1Bugün özel ve güzel bir gündü, sebebini açıklayamayacağım. Bugün Barış’la beraber yaşadığımız bu deneyim boyunca yani tüm gün boyunca bazı şeyler düşündüm ve bir şeyler farkettim. Kimi hiç düşünmediğim farkında olmadığım şeylerdi, kimi bildiğim ve bugün de doğru bildiğimi gördüğüm şeyler…

 

Neler mi?

- En yakınların bile seni kıskanabilir, çünkü onların yaşanmışlıkları farklıdır ve belki hiç yaşayamadığı ve yaşayamayacağı bir şeyi senin yaşayacağını hissediyordur. (doğru veya yanlış çıkar farketmez) Kıskançlık da insani bir duygudur ve seven insan kıskanmaz, nazarı değmez diye bir şey yoktur. Kıskanabilir, bunun için ona kızılmaz, anlayışla karşılanır ve kabullenilir. Sende oluşturduğu enerji düşüklüğünü mümkün olduğunca hızlı geçiştirmek ve onu böyle kabullenmek senin sorumluluğundur ve yapacağın en doğru iştir. Fazla etkilenip üzülmeye gerek yoktur.

- Endişe en tehlikeli duygulardan biridir. Adamı paranoyak yapar, panik atak yapar, ruh sağlığını bile bozar. Endişe mutlaka korkuyu getirir. Neler yapamayacağınızı düşünmenin hiç bir anlamı yoktur. Gündemimden örnek vermek gerekirse: “ya sezaryen olmak zorunda kalırsam, ya epidural almak zorunda kalırsam, ya bebeğimi götürürlerse, ya çok zor bir doğum olursa” gibi gibi saçmalamanın hiç bir anlamı yoktur. Yıllardır dediğim gibi “Gereğinden önce dertlenmek, gereğinden fazla dertlenmektir” demiş Montaigne. Bir şey olacaksa olacaktır zaten. Senin yaşaman gereken neyse onu yaşayacaksın, sınavın neyse onu vereceksin. Endişeli düşünceler üretmek sadece seni korkutur ve seni yapamayacağına daha çok inandırır. O nedenle neler yapabileceğini düşünmek daha değerlidir! Sen yaşamak istediğin deneyimler için elinden geleni yap, gerisini endişelenmeden huzurla yaşa. Sen doğumla ilgili “bilmen gereken” herşeyi bil ve git doğur. Hep diyorum ya haftalardır, doğum planlanamaz diye. Sen tercihlerini belirle, normal doğumsa nasıl bir normal doğum tercih ediyorsun; sezaryen olman gerekirse nasıl bir sezaryen tercih ediyorsun (burada ne demek istediğimi çok az kişi anlayacak ama uzun bir konu açamayacağım). Neticede her alternatifte senin için olmazsa olmazlar nedir (yapılması mümkün olan şeylerden bahsediyorum, saçma sapan şeylerden değil) sen onları belirle, sonra kendini akışa bırak git doğur. Nasılsa elinden gelenin en iyisini yaptın, okudun araştırdın en iyi doktoru seçtin doktorunla sağlıklı iletişimini kurdun, bedenen en sağlıklı şekilde hazırlandın vs vs.. Gerisi için endişelenmeye gerek yok. Korkulara gerek yok..  Aynı şekilde çok çalıştık, elimizden gelenin en iyisini yaptık, peki prim aldık mı, terfi ettik mi her zaman? Hayat her zaman ödüllendirildiğin bir yarışma değil. Kabullen ve endişeyi kes. (çok şükür ki endişe seviyem normal insan ortalamasının altındadır ama yine de bazı noktalarda farkındalık kazandım)

- Spiritüel gelişimim için geliştirmem gereken ve törpülemem gereken bir yönüm var ki o da bende kalsın. Ama güzel, bunu farketmek güzel! Keşke herkes farketse ve geliştirse kendini.. Çünkü genelde biz mükemmelizdir, sorun karşımızdadır. Bık bık karşımızdakini eleştiririz.. Hep derim, “bi de aynaya baksak…”

- Kendimi pek seviyorum. Güçlü yönlerimle, geliştirmem gereken yönlerimle, pek seviyorum ben kendimi. Seviyorum kendimi farketmeyi, geliştirmeyi. Başarılarımı taktir etmeyi bazen unutsam ve kendime bazen acımasız davransam da çok şükür ki yanımda  beni kendime getiren, kendime öyle dönemlerde haksızlık etmemi engelleyen “çok şükür iyi ki varlar” dediğim insanlar var..

- Barış ‘ın her konudaki disiplinine ve konu neyse, öğrenmek için o ortamda bulunduğu konu ne olursa olsun “hakkını vermek” için gösterdiği çabaya hayranım. Bu kendimle ilgili sayılmaz ama hayranlığımı farkettiğim için sayılır da :)

- Herkesin içgüdüsel olarak çok doğru yaptığı şey vardır bence ama spiritüel çalışmalarım ve ilgi alanlarım sayesinde farkediyorum ki içgüdüsel olarak yaptığım bazı doğru şeyler var. Örneğin her ne yapıyorsan farkındalıkla yapmak. Yemekte yemek yiyip kalkmamak, Deniz’le mutlaka konuşup ona neler gönderdiğimi saymak: Kalsiyum, demir, protein ve az karbonhidrat gibi gibi.. Veya daha önce ateş elementi kullanmam gereken bir odayı pespembe ateş yoğun dekore etmiş olmam gibi iç güdüsel. Ki nitekim şuan o oda su elementi yoğun bir odaya dönüşüyor yeni evde tamamen içgüdüsel ve Feng Shui’ci arkadaşım gelip baksa kesin içgüdüsel gene doğru tahmin etmişimdir o odanın ateş elementi olmaması gerektiğini..

İşte böyle… Yarın öbür gün dönüp bakıp unutmayayim diye bu yazı da burada bulunsun :)

 

iyi ki varlar

 

Bunları Okumuş muydunuz?

Leave a Reply