bizBundan yaklaşık 10 gün evvel Barış’la çok güzel bir eğitime katıldık. Daha doğrusu Barış benim zorumla katıldı başta, fakat daha ilk günün sonunda eğitimle ilgili aynı şeyleri düşünmeye ve hissetmeye başlamıştık bile!.. İyi ki katılmışız!

Bu eğitimle ilgili günlerdir bir şeyler yazmak istiyorum ama neyi nereye kadar bahsetmeliyim karar veremiyorum. Bir yandan herşeyi paylaşmak istiyorum ama bir yandan geleceğin anne adaylarının da mutlaka bu eğitime katılmasını istiyor, o yüzden fazla bilgi vermek istemiyorum.. Mümkün olduğunca kendimi engellemeye çalışarak bu eğitimden damağımda kalanları aktarayım..

Öncelikle belirtmek gerekir ki Doğuma Hazırlık eğitimi veren bazı hastahaneler ve farklı kuruluşlar var. Hastahanelerde verilen seminer tarzı eğitimlerin tam olarak beni tatmin eden bu eğitim kategorisinde olduğunu hiç düşünmüyorum. O nedenle hastahane eğitimlerini bir kenara bırakalım. Bunun dışında bu işin içine girip araştırınca dediğim gibi farklı kuruluşların daha isimlerini görüyorsunuz eğitim veren. Nasıldır iyi midir ben bilmiyorum, fakat ben bu eğitim için araştırıp İstanbul Doğum Akademisi’ni seçtim ve hiç pişman olmadım. Hatta şiddetle tavsiye ederim(z).

Eğitim çok şeyi kapsıyor. Doğuma hazırlık sürecinde yapmanız gerekenlerden tutun da doğum sürecine kadar. Doğum sürecinde yapılan bir takım müdahalelerin (epidural, lavman, sürekli NST’ye bağlı kalmak dolayısıyla yatmak vs vs bir sürü detay var) avantajları ve dezavantajlarından bahsedildi. Sonuçta neticede hepsi bir takım sebeplerle bulunmuş ve uygulanan müdahaleler. Ama kendi adıma fikrimi söylemem gerekirse hiç bir müdahalenin “gerekmedikçe” uygulanmamasını doğru buluyorum. Fakat ne yazık ki bir çok arkadaşımdan biliyorum ki rutin halde bunları uygulayan bir çok doktor var. Üstelik her bir müdahale de genelde yanında bir başka müdahale hatta müdahaleleri mecburi kılıyor.

Eğitimde beni etkileyen bazı  söz ve bilgilere gelince… (Duyduğumda zihnimde bir ampul yakan cümleleri çok seviyorum ki her biri bir eğitime bedeldir benim için)

* Vücutta çalışırken ağrıyan bir tane kas yok. E doğum eylemi de rahimdeki 3 kas grubunun birbiriyle uyumlu çalışma eylemi ise niye acı çekiyoruz? İşte bunun cevabını aldım ben eğitimde. Hem çok uzun olması sebebiyle hem de siz eğitime gittiğinizde eğitimde aynı tadı alabilin diye spoiler vermemeye çalışıyorum :D

* Doğum hayat kadar garantilidir! Ne kadar doğru bir söz değil mi?! İki dakika sonra ne olacağımızı biliyor muyuz? Bu nedenle doğumu da planlayamayız! Ama doğum planımızı yapamasak da doğum tercihlerimizi belirleyebilir ve sağlıklı bir doğum için hamileliğimiz boyunca çeşitli yatırımlar yapabiliriz ki bu yatırımlardan en değerlilerinden ikisi Yoga ve Yüzme! Fakat sadece bu ikisi yok. Bunun dışında bilmemiz ve uygulamamız gereken başka hazırlık süreçleri de var.

* Ah bu spoilerı vermezsem çatlarım. Biliyor musunuz doğumda kendinizi kasmanız rahime yeterince kan gitmemesine sebep oluyormuş. Çünkü kastığınız yere de kan gidiyor. Örneğin çeneyi yüzümüzü kasarmışız en çok. Bir de çene kasılınca rahimi de kasıyormuşuz. Denedik hakikaten kasıyorum. Kasmamaya çalışacağım. Allahtan doğum anında  tüm bunları bana hatırlatacak bir destekçim de olacak, yoksa insan o aşamada ne doğru nefes almayı hatırlayabiliyor ne de bu tarz detayları.. Öyle tahmin ediyorum en azından. Pştt bu arada unutmadan bi spoiler daha hızlı kötü nefes almayın doğumda, bebeğe de oksijen güzel gitsin. Bu onun yolculuğu! Siz sadece ona destek oluyorsunuz..

* Doğuma yaklaştıkça örneğin 34 -35.haftalardan sonra AVM’ye gitme, onun yerine toprağa bas, ağaca sarıl. Bebek alışverişten anlamaz, sakin ve huzurlu anneyi bilir. (Annesi kurban olsun ona, kuzuuu… Söz kuzum! Bu nedenledir sakin ve huzurlu bir hamilelik geçirişim mümkün olduğunca ve bu nedenledir babanın müthiş desteği hamileliğim boyunca.)

* Bu tam spoiler sayılmaz heryerde yazar o nedenle söylüyorum: Doğum öncesi bir enerji patlaması oluyor. Sakın ev temizliği bilmemne yapmayın. Dinlenin!!! Doğuma yorgun girmemeniz lazım. Tabi planlı sezeryan değilse..

* Çok klasik bir mit olan epizyotomi ve idrar kaçırma ile ilgili ise eğitimcimiz Dr.Hakan Çoker şöyle dedi. Epizyotomi idrar kaçırmayı engellemiyor. Öyle olsaydı 50-60 yaşında rahibeler hiç idrar kaçırmazdı. (Epizyo olmamak ve idrar kaçırmayı istemiyorsak bunun için çalışmamız gereken şeyler var. O kasları güçlendirmeliyiz)

* Sabır, sabır, sabır.. Ah belki de en zoru benim için. Bu törpülenmiş halimle bile sabırsız bir insanım. Doğum (yani normal doğum hatta inşallah aktif doğum) tam bir sabır işi! Bu benim için ilginç bir challenge olacak. Tabi inşallah sağlıkla kucağımıza aldıktan sonrası da sabır. Sanırım ben doğumda ve sonrasında anne olarak sabrı da öğreneceğim artık! Sağolsun Satürn de tepemde 1.evde bana neler öğretecek artık neler.. Fazla dövmeden öğretse bari.. En iyisi ben dayak yememek için derslerime iyi çalışayım iyi bir öğrenci olayım, keza Satürn tokadı çekilmiyor. Neyse astrolojiyi bırakalım.

* Bu beni en çok etkileyen sözlerden biriydi. Kafamdan bir sürü şeyin geçmesine sebep oldu. Aslında bir oyun sonrası öyle güzel bağlanan bir sözdü ki spoiler oluyor ama dayanamam söylemezsem: “Doğumda top yere düşebilir, oyundan çıkmaya gerek yok, al topu devam et!” Niye bu kadar etkilendim, bana neler düşündürdü anlatamayacağım ama beynime kazındı bu söz bir kere!

İşte böyle bir şey.. Şu yazdıklarımla eğitimin %1′ini veremedim size ne acı.. Ama şu tavsiyemi bilin ki ister normal doğum isteyin ister sezeryan isteyin, mutlaka bu eğitime gidin. Ve sakın unutmayın mutlaka mutlaka mutlaka kocanızla birlikte!.. Çok tereddütü olursa kocanızın “ay ne gerek var, niye bu kadar para veriyoruz, ay gelemem karizmam çizilir” diyorsa Barış’la konuştururuz o tatlı kocanızı. Mutlaka onunla gidin. Ben ki araştırmacı bir kişilik, neler neler öğrendim; bir de Barış’ı düşünün.. Ki ben araştırdığım çoğu şeyi de Barış’la paylaşırım ve ilgiyle dinler, ona rağmen. Çünkü babalık farklı bir şey, onun da bu süreçte sizi anlaması, sizin ne yaşadığınızı bilmesi ve size nasıl destek olabileceğini bilmesi önemli. Üstelik size destek olabildiğini bilmek onu da mutlu edecektir. Doğuma girmesi şart değil, doğum başlamadan önce uzun bir süreç var önümüzde. Filmlerdeki gibi çat diye doğurmuyoruz. Önce bir dalgalar geliyor, bir açılıyoruz falan yani! :)

Bir sonraki yazımda belki doğum tercihlerimi yazabilirim size.. Nasılsa doktorumla da görüştüm, huzurluyum.

Artık yüzmeye gitmem lazım, kulvarlar kalabalıklaşmadan ;)

Hoşçakalın

Herkese sevgiler

Not: Bu eğitimde Dr.Hakan Çoker ile birlikte Uzm.Psk.Neşe Karabekir de eğitimci olarak yer alıyor ve eğitim gerek psikodrama teknikleriyle gerek farklı oyunlarla renkleniyor ve anlamlanıyor. Gerçekten Neşe hanımın etkisi de yadsınamaz.

Bunları Okumuş muydunuz?

4 Responses to “Doğuma Hazırlık Eğitimi”

  • Mczarty:

    Ne güzel anlatmışsın ama ben en cok parantez içinde “kuzumm” kısmı sevdim :)
    ellerine sağlık, maşallah…

    • Pelin:

      Söz kuzummm kısmını mı :D aaaah ahhh.. :) herşey onun için işte.. o sağlıkla büyüsün içimde sağlıkla gelsin aramıza diye..

  • Mczarty:

    şu kısım;
    (Annesi kurban olsun ona, kuzuuu… Söz kuzum! Bu nedenledir sakin ve huzurlu bir hamilelik geçirişim mümkün olduğunca ve bu nedenledir babanın müthiş desteği hamileliğim boyunca.)

    cok sevimli geldi bana :)

    • Pelin:

      O zaman eve hırsız girmemişti tabi :D Ama gene de ben onun da üstesinden geldim. Barış beğenmiyordur üstesinden gelme başarımı, ona göre çok üzülüyorum hala ama o hamile diil tabi, kadın da diil pek anlamaz. Ama ben biliyorum, yine de bu faktörlere rağmen başarıyla üstesinden geldim. I did my best!.. Herşeye rağmen gayet iyiyim.. Olacak o kadar üzüntü korku güvensizlik vs…

Leave a Reply