icgudusel-dogum1039681Bu kitap beni ilk 200 sayfasıyla gerçekten hayal kırıklığına uğratmıştı ve bir an önce bitse de sıradaki kitabıma geçsem diyordum.. Derken 213.sayfada 5.Kısım başlayınca fikrim tamamen değişmeye başladı ve 200lerin sonlarında ellerimden bırakamamaya başladım bu kitabı.

5.Kısım Babalar ve Doğum Refakatçileri için yazılmış. Öyle güzel bilgiler veriyor ki duygularıma tercüman olmuş resmen. Bir doğum refakatçisinden ne beklerim neyi yapmamasını isterim, nerede susmasını isterim herşey öyle güzel anlatmış ki hani bu yüzyılda yazılmamış olsa kitap, başka bir enkarnasyonda ben yazmıştım herhalde diyeceğim :) (ilk 200 sayfayı kesinlikle kabul etmiyorum yalnız :D )

Bu konudan çok fazla bahsetmeyeceğim burada fakat yine 5.kısım’da 30.Bölüm olan İLK ANLAR bölümünde hoşuma giden bir bölümden bahsedeyim. Doğum anının hep nazik ve anneye de bebeğe de saygılı bir şekilde olduğunu savunmuşumdur; özellikle de bebeğe! Şimdi bu bölümden hoşuma giden cümleleri yazayım:

BEBEĞİNİZE HOŞGELDİN DEYİN

Bebeklerin rahimden ayrılmak ve doğmakla ilişkili tepkileri bilinmiyor. Fakat onun yaşadıklarını hayal ederseniz, onu hoş karşılamak konusunda daha duyarlı davranırsınız. Gözlerinizi kapatın ve bebeğinizin rahimdeki hayatının nasıl olduğunu hayal edin.

sıcaklık ve karanlık

amniyo sıvısının içinde yüzmek

yumuşacık küçücük bir dünyada kıvrılmak

sessizlik

boğuk sesler ve annenin kalp atışlarını duymak

ritmik sallanışlar

huzur

 

Bütün hayatınızın meditatif bir rüyadan ibaret olduğunu düşünün. Sonra aniden parlak ışıkların, soğuk havanın, kulak tırmalayıcı seslerin, çevik hareketlerin ve kadife yumuşaklığındaki teninize dokunan sert kumaşların olduğu bir yere itildiğinizi düşünün.

Doktorlar eskiden bebekleri ağlatmak için ayaklarından tutarak baş aşağı sallandırıp popolarına bi şaplak atarlardı (daha sonraları ise ayaklarına bir fiske vururlardı) ve şiddetli ağlamanın bebeğin akciğerlerini açtığı için faydalı olduğuna inandıkları için yaparlardı bunu.

… Frederic LEBOYER Şiddetsiz Doğum ( Birth without violence) adlı kitabında, doğumla ilgili yukarıda belirtilen duyarsız uygulamalara meydan okumuştur. Leboyer’ın kendi yaklaşımını sarsıcı resimler eşliğinde tutkulu bir dille anlattığı bu kitap doğum aleminde heyecan yaratmıştır.

Burada yazar Leboyer ve görüşleri hakkında güzel bilgiler veriyor. Doğumun gerçekleştiği odada ışıkların ve seslerin kısılmasını savunuyor -ki bence de. Bebeğin APGAR sağlık değerlendirilmesinin annenin kucağında yapılabileceğini söylüyor. (Hep diyorum boyunu kilosunu sonra da ölçebilirsiniz çocuk bi kaç saat sonra çekmeyecek veya uzamayacak) Kısacası anneden ayırıp bebek odasına götürmek, hem anneye ama en çok da bebeğe karşı acımasız bir prosedür. Hatta diyor ki:

Bebeği annesinin çıplak göğsüne çıplak yatırıp üzerini örterek annesiyle sarmaş dolaş ısıtmak yerine, çoğu bebek, bebek odalarındaki “ısıtıcı ışıkların” altında 3 saat tutularak ısıtılır. Bir ömürle kıyaslandığında annenin bebeğini bekleyerek geçirdiği bu süre önemsiz sayılabilir ama bir annenin bebeğini beklediği o süre ona sonsuzluk gibi gelir….. Bürokratik ve köhnemiş kuralları değiştirecek olan tüketicilerdir.

diyor ve hastaneden talep edin diyor, buna hakkınız var diyor. Ki ediyoruz da zaten.. Hiç unutmuyorum, eltimin ikinci doğumunda nasıl da uzun gelmişti bana o 45dk bir saat götürmüşlerdi İrem’i, en sonunda dayanamayıp eltime, gidip bakayım mı nerede kaldı yaw demiştim, o da git bak valla demişti, olaya bir el atmıştım. Bi de kendi bebeğim olsa, eminim eltim kadar sabırlı olamam ben! Zaten Allah korusun bir şekilde ayrılmak zorunda kalırsak – ki dünyanın bin türlü hali var- babası hep yanında olsun istiyorum. Bebeğimin alıştığı baba sesiyle, kokusuyla yalnız olmadığını hissetsin hep.. Benimle ilgili bir sorun var ve yanlarına hemen gelemiyorsam onlar skin to skin yatsınlar, babasının kalp atışlarını dinlesin benimki gelene kadar…

Daha 6.kısımdan bahsetmeden yoruldum, yazı uzadı.. :) En azından To be Continued diyerek bir başka yazıda 6.Kısım Sancı Çekerek Doğurmak kısmından bahsedeyim. Kitap şahane şahane!..

Paylaşarak bir faydam dokunabiliyorsa size de ne mutlu bana!..

 

 

Bunları Okumuş muydunuz?

Leave a Reply