pregnancyaffirmationsSon zamanlara yaklaştığında insan bazen endişeye kapılabiliyor, itiraf etmem lazım. Bu da çok doğal açıkcası..

Fakat sonra nefes tekniklerini uygulayıp önce bir kendime geliyorum ve kendime geldikten sonra aklıma şunlar geliyor.

Ben bir memeliyim o halde bunu yapabilirim. Tek yapmam gereken iç güdülerimi dinlemek.. Bedenim ne yapmam gerektiğini biliyor ve bana söyleyecek. Bebeğim de ne yapması gerektiğini biliyor. Üstelik benimki gibi neokorteksten ziyade onun ilkel beyni çalışıyor.

O zaman ben bir memeli olarak çok rahat bir doğum yapabileceksem nelere ihtiyacım var?

Her memeli gibi mahremiyete öncelikle.. Siz hiç insanların gözü önünde doğum yapan bir memeli gördünüz mü? Doğum yapacakları zaman en kuytu kimsenin bilmediği yerlere kaçar gözden kaybolurlar.. Bir tehlike anında doğuma devam etmezler. O halde doğumun durmaması için ben de kendimi güvende ve yalnız hissetmeliyim ki katekolamin salgılayıp doğumu durdurmayayım. Kendimi güvende fakat yalnız hissettirecek ekibim yanımda. Varlıkları yoklukları mahremiyet açısından bir, güven açısından büyük. Doktorum, ebem ve Barış..

Hesap kitap yapmamalıyım, zamanı da unutmalıyım ayrıca. Meşhur ebe Ina May Gaskin’in dediği gibi hangi maymun doğururken ne kadar sürede kaç saat açıldığının hesabını yapıyor? Zamanı da unutup bebeğin gelme zamanına saygı göstermeliyim. Saatle işim yok benim.

Yorulmadığım müddetçe yatmamalıyım. Yorulduğumda da yan yatarım zaten.. Bu tercihimin bir çok nedeni var ama bir memelide gördüğüm şey şu ki yerçekimini kullanarak süreci hızlandırıyor. Yolu açmak varken niye sacrumun üstüne yatıp tüneli daraltayım ki..

Bir de memelileri düşününce kendi duygularımı öyle iyi anlıyorum ki.. (Ki bu duygularımın altındaki başka psikolojik nedenlerimi de biliyorum artık ama..) Mesela bebeğime kavuşmak ve ondan bir süre ayrılmamak. Hangi memeli yeni doğan yavrusuna dokundurur ki? Bak hele bir dokun bir kedi nasıl aslan oluyor izle! E o zaman istemiyorsun tabi bebekle ten tene bir saat iki saat geçirmek varken, bebeğin senden koparılıp bebek odasına götürülmesini. Onun bana, benim ona ihtiyacım var. Oksitosin yağmuruna ihtiyacımız var. Annenin kalp atışlarına ihtiyacı var. Kesinlikle elin adamının kucağında başka bir odaya götürülüp anneden uzak muayene edilmeye, boyuna kilosuna bakılmaya, anne sıcaklığı varken ısıtıcı altına konmaya değil. Bunu yaparsan gözünde şu sahne canlanır tabi: Bebek odasında bu işlemler sırasında avazı çıktığı kadar “annemi istiyoruuuuuuuuuuum” dercesine ağlayan bir bebek ve camın arkasından onu izleyen ve bebeğin aslında ne kadar üzgün olduğunu anlamayıp sırf doğduğu için sevinen aile büyükleri.. Cam arkasından çekilen ağlayan bebek fotoları.. Bebeğin derdi ne onların derdi ne.. Ben bu konuda çok hassasım ve farklı gerekçelerim var ama o gerekçelerim olmasa bile sırf memeli olduğum için hassas olabilirdim zaten.. Yeterliydi.

Ha aklıma gelmişken hiç bir memelinin aklından doğum yaparken teknolojiden faydalanmak geçmiyor çünkü onlar için böyle bir bilgi yok. Gidiyor, saklanıyor, güvende hissettiğinde doğuruyor. E ben daha da şanslıyım. İhtiyacım yok ama en azından Allah korusun acil bir durum olursa bebeği kurtarma ameliyatı diye bir şey (sezaryen) var.. Dolayısıyla teknolojiye ihtiyacım yok ama gerektiğinde kullanılabilecek bir teknolojim de var. Esiri olmadığım,onun benim emrimde olduğu bir teknoloji. Daha ne?

İşte böyle.. Ben bunu yapabilirim! Bazen endişelenip, bunları ve daha fazlasını unutsam bile hemen anında kafamda bunlar beliriyor ve yapabilirim hatta yapacağım diyorum. Bedenimi seviyorum, bebeğimi seviyorum, endorfinimi, oksitosinimi, ilkel beynimi seviyorum..

Doğurmak doğuranın işiyse eğer, vakti gelecek, gidecek ve doğuracağım. Ha, Yaradan benim için başka bir plan yapmışsa da aylardır felsefem belli “Olduğu kadar, olmadığı kader”, onu da şükranla karşılıyorum. Tek temennim sağlıklı doğum, sağlıklı bebek.. Gerisi bir yerden sonra boş.

Aklıma gelmişken sizinle olmaması gereken bir doğumun abartılmış bir skecini paylaşıyorum. Bir gebenin nefret edebileceği bir doğum hikayesi. Olmaması gereken herşey hemen hemen bu skeçte.

The machine that goes ping / Meaning of life 

 

 

Bunları Okumuş muydunuz?

Leave a Reply